Sinop Gezilecek Yerler | Sinop Cezaevi

İnsanın uzaklaşacak zamanı arttıkça bulunduğu yerden daha uzağa gitmek istiyor. Farklı bir hava, farklı yaşamlar, değişik tatlar.  Uzun deniz tatillerini çokta sevmeyen biri olarak bulduğum 3 günlük fırsatı daha önce defalarca gitmeyi hayal edip gidemedim bir yere gitmeye karar verdim. Sinop ’a…

Sinop kıyıları
Sinop kıyıları
Sinop’a gitmeyi neden hayal eder insan diyebilirsiniz?

Kesinlikle demeyin çünkü bu inanılmaz yolculuğa tanıklık ettikçe nedenini sizde anlayacaksınız 🙂

Bir kere size maceranın yollarda  başladığını, bazen yollarda olmanın ulaşılan yerden daha önemli olduğunu söylemiştim ya. İşte bu da o yollardan biri. Ben ne kadar uzun olursa olsun araba ile yolculuk yapmayı seviyorum. Tabi arada direksiyona geçecek bir başka şoförün olması kaydıyla. Allahtan yol arkadaşımda iyi bir şoför ve araba kullanmayı seviyor. Uzun yollarda ufak molalar verip hiç bilinmeyen yerleri keşif tarif edilemez bir zevk.

Gelelim Sinop’a. Sinop  Karadeniz’de kurulan ilk şehir ve tarihi  M.Ö. 700’lü yıllara dayanıyor. İzzettin Keykubat devrinde Türk  egemenliğine geçiyor. Ve zaman zaman Rum istilalarına maruz kalsa da Türk yurdu olmaya devam ediyor.

Yaklaşık 9 saat süren bir yolculuğun son 1 saati hariç nasıl geçti anlamadık bile. Yollar gayet güzeldi, sohbet keyifliydi derken sabah yaklaşık 7 :00‘de başlayan yolculuğumuz  17:00 gibi sonuçlandı. Şehir merkezi çok sevimli bir kıyı şeridine sahip. Ben özellikle Türkiye’nin en mutlu insanlarının yaşadığı şehir olması dolayısıyla Sinop’u  merak ediyordum.

Daha şehre girer girmez fark ediliyor bu. Tek şeritli yoğun sahil yolunda bir tek korna sesi duymadım. Evet size garip gelebilir ama  tüm gezi sırasında gülümsemeyen yada homurdanan tek kişi görmedim. Sinop’la ilgili cevizli mantısını, nokulunu  ve mutlu insanlarını herhalde hiç unutmayacağım.

Cevizli mantı demişken şehre vardığımız saatlerde bu lezzeti tatmak için uzun süre aç kaldığımızdan mıdır nedir bilmem ilk işimiz merkezdeki ünlü mantıcıya gitmek oldu. Teyzenin Yeri Mantı Salonu buranın en ünlü mantıcısı ve tabi ki en kalabalığı.  Bir tabak lezzetli cevizli mantıyı büyük bir iştahla bitirdim. Porsiyonlar 17-20 TL arası.

Ayrıca sabah kahvaltıda cevizlisi, peynirlisi çeşit çeşit yenen nokulunu da unutmayayım, mutlaka tadın.

Gelelim gezilecek yerlere;

İnceburun

İnceburun
İnceburun

Sinop ile ilgili okul yıllarımızın başından itibaren duyduğumuz yerdir İnceburun. Yolculuğa burası ile başlamanın en iyi seçenek olduğunu düşündük bizde. Türkiye’nin en kuzey noktasında bulunmak ayrı bir keyif, müthiş bir doğa ve yine fotoğraf severleri kendine hayran bırakacak bir manzara.Kendinizi bir İskandinav ülkesinde hissediyorsunuz, özellikle deniz feneri gördüğüm en fantastik görüntülerden biriydi.

Tarihi Sinop Cezaevi

Cezaevi Türkiye’nin Alcatraz’ı olarak biliniyormuş. Öğrendiğimiz kadarıyla yüksek surlar ve 3 tarafının denizle çevrili olması nedeniyle cezaevinden sadece 1 kişi kaçabilmiş. Gezdiğim ilk cezaevi olması dolayısıyla  üzerimden uzun süre atatamadığım garip bir etki bıraktı benim. Yapının tarihi 4000 yıl öncesine dayanıyor ve  1999 tarihinde müzeye çevrilmiş. Giriş ücreti 5 TL, müze kart ile ücretsiz giriş yapabiliyorsunuz ve her gün açık.  Cezaevinde  zindanlar, görüş alanları, yemek salonu, mutfak gibi bölümler korunarak bugüne kadar gelmiş. Dönem dönem dizi ve filmlere de ev sahipliği yapıyor o yüzden bir yerlerden hatırlıyorum ben burayı diye de düşünebilirsiniz.

Ceza evinin en etkileyici kısmı Sabahattin Ali Koğuşu. Koğuşta uzaktan gelen bir müzik sesi var. Hala tüylerim diken diken oluyor hatırlayınca, şiirlerini okuyup, koğuşunu gördüğünüzde içinizi büyük bir hüzün kaplıyor.  Ayrıca uzun yıllar buranın çeşitli şair, yazar, sanatçı ve politikacılara ev sahipliği yaptığını da öğreniyoruz.

Hamsilos Fiyordu

Burada coğrafya bilginizi sınayalım bi önce. Açıkçası ağırlıkla İskandinav ülkelerinde gördüğümüz Fiyord’u biraz araştırmam gerekti. Hamsilos Fiyordu Türkiye’nin tek fiyorduymuş. Farklı bir şekilde  deniz kıvrıla kıvrıla kara parçasının içlerine doğru giriyor Hamsilos Koyu’nda ve tahmin edeceğiniz gibi çok etkileyici bir görüntü ortaya çıkıyor.

Erfelek  Tatlıca Şelaleri

Geldik gezimizin hayalini kurduğum kısmına. Şimdi dönüp baktığımda bir dakikasını bile unutmadığımı fark ediyorum bu doğa harikasının.  28 adet irili ufaklı şelaleden oluşuyor.

Özellikle yaz aylarında çok sayıda yerli ve yabancı turistin uğrak yeri bu şelaleler. Her bir şelaleye  merdivenlerden oluşan zorlu bir yürüyüş parkuru ile ulaşıyorsunuz. Dinlenmek için ufak mesire yerleri, çayhaneler var. Su sesi, kuş seslerine karışıyor ve tüm yorgunluğunuzu unutuyorsunuz. Burayı görmeden ölmeyin diyorum başkada bir şey demiyorum.

İnsan hayalini gerçekleştirince öyle huzurlu ve umutlu oluyor ki akşam için konaklamayı seçtiğimiz otele de bu büyük keyifle gittik. Hemen sahilde yer alan Zinos Hotel’in  müthiş bir deniz manzarası vardı.  Otel ile ilgili ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Büyük, küçük, ulaşılabilir, ulaşılamaz  hayal kurun dostlar,  gerçekleşmesi için çabalamak umudunuzu asla yitirmemenizi sağlar ve sizi dinç tutar.

Bu harika anılarla dolu yolculuğu da herkesin hayalini yaşaması dileklerimle bitiriyorum.

Sevgiyle kalın dostlar,

instagram hesabımızı ziyaret etmeyi unutmayın. https://www.instagram.com/geziyourumcom

Bu yazıya oy vermek ister misiniz?

Oy vermek için yıldızlara tıklayın!

Ortalama puanı / 5. Kullanılan Oy Sayısı

Şu ana kadar kullanılan oy yok! Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.